Türkçe - İngilizce
Türkçe - İngilizce
Almanca - İngilizce
Fransızca - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
İngilizce Eş Anlamlılar
Türkçe - İngilizce Cümleler
Çeviri
Reklamları Kaldır
Oturum Aç / Üye Ol
Işıkları Söndür
English
English
Türkçe
Français
Español
Deutsch
Çeviri
Eş Anlamlılar
Cümleler
Araçlar
Kaynaklar
Hakkımızda
İletişim
Oturum Aç / Üye Ol
EN-TR
Türkçe - İngilizce
Almanca - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
Fransızca - İngilizce
İngilizce Eşanlam
Türkçe - İngilizce Cümleler
Türkçe - İngilizce
Fransızca - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
Almanca - İngilizce
Geçmişi Gizle
Geçmiş Detayları
Geçmişi Sil
Geçmiş :
Mistral
cross pointer instrument
phrasebook
sarcolytic
simultaneous issue
basic greek
cuco negro
level 2
pump house
comicry
liver coma
call for
filter knob
fine count
mausoleums
hot fuzz
switch control boxes
absolute vacuum
two-spotted snake
directionally dependent
spoiled boy
erythrocytometer
tempering brittleness
highly favourable
without redundancy
doing in
Geçmiş
Cümleler
"doing in"
teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç
Kategori
İngilizce
Türkçe
Genel
1
Genel
argue somebody in doing something
f.
razı etmek
2
Genel
be occupied in doing
f.
uğraşmak
3
Genel
cajole somebody in doing something
f.
razı etmek
4
Genel
have difficulty in doing something
f.
bir şeyi yapmakta zorluk yaşamak
5
Genel
put one's heart and soul in doing something
f.
canla başla çalışmak
6
Genel
persist in doing the opposite
f.
zıt gitmek
7
Genel
take pleasure in doing something
f.
-den keyif almak
8
Genel
take pleasure in doing something
f.
(bir şeyi) yapmaktan keyif almak
9
Genel
aid someone in doing something
f.
birisine bir şeyde yardım etmek
10
Genel
go a long way in doing something
f.
çok yararlı olmak
Öbek Fiiller
11
Öbek Fiiller
aid someone in doing something
f.
birisine yardım etmek
12
Öbek Fiiller
aid in doing
f.
-i yapmakta destek olmak
13
Öbek Fiiller
aid in doing
f.
-i yapmakta yardımcı olmak
14
Öbek Fiiller
aid in doing
f.
-i yapmakta yardım etmek
15
Öbek Fiiller
aid in doing
f.
-i yapmakta yardım etmek
16
Öbek Fiiller
aid in doing
f.
-i yapmakta yardımcı olmak
17
Öbek Fiiller
aid in doing
f.
-i yapmakta destek olmak
18
Öbek Fiiller
persist in (doing something)
f.
(bir şey yapmakta) ısrar etmek
19
Öbek Fiiller
persist in (doing something)
f.
(bir şey yapmayı) sürdürmek
20
Öbek Fiiller
persist in doing
f.
yapmakta ısrar etmek
21
Öbek Fiiller
persist in doing
f.
yapmakta diretmek/direnmek
22
Öbek Fiiller
persist in (doing something)
f.
(bir şey yapmakta) diretmek/direnmek
23
Öbek Fiiller
persist in doing
f.
yapmayı sürdürmek
24
Öbek Fiiller
persist in (doing something)
f.
(bir şey yapmakta) ısrarcı olmak
25
Öbek Fiiller
persist in (doing something)
f.
(bir şey yapmaktan) vazgeçmemek
26
Öbek Fiiller
persist in (doing something)
f.
(bir şey yapmakta) inat etmek
27
Öbek Fiiller
persist in doing
f.
yapmakta inat etmek
28
Öbek Fiiller
persist in doing
f.
yapmakta ısrarcı olmak
29
Öbek Fiiller
persist in doing
f.
yapmaktan vazgeçmemek
İfadeler
30
İfadeler
in the business of (doing something)
expr.
(bir şey yapma) işine giren
31
İfadeler
in the business of (doing something)
expr.
(bir şey yapmakla) işi olan
32
İfadeler
in the act of (doing something)
expr.
(bir şey) yaparken
33
İfadeler
in the act of (doing something)
expr.
(bir eylemin) ortasında
34
İfadeler
in the act of (doing something)
expr.
(bir şey yaparken) suçüstü
35
İfadeler
in the business of (doing something)
expr.
normalde (bir şey) yapan
36
İfadeler
in the business of (doing something)
expr.
işi (bir şey yapmak) olan
37
İfadeler
in the process of (doing something)
expr.
(bir şey yapma) sürecinde
38
İfadeler
in the process of (doing something)
expr.
(bir şey) yapmakta
Konuşma Dili
39
Konuşma Dili
not be in the business of doing something
f.
dedikoduyla
40
Konuşma Dili
be not in the business of (doing something)
f.
dedikoduyla
41
Konuşma Dili
be not in the business of (doing something)
f.
genellikle böyle bir şey yapan biri olmamak
42
Konuşma Dili
not be in the business of doing something
f.
genellikle böyle bir şey yapan biri olmamak
43
Konuşma Dili
be not in the business of (doing something)
f.
söylentiyle ilgilenmemek
44
Konuşma Dili
not be in the business of doing something
f.
amacı tartışmak
45
Konuşma Dili
be not in the business of (doing something)
f.
dedikoduyla
46
Konuşma Dili
not be in the business of doing something
f.
söylentiyle uğraşmamak
47
Konuşma Dili
be not in the business of (doing something)
f.
dedikoduyla
48
Konuşma Dili
not be in the business of doing something
f.
söylentiyle hiç işi olmamak
49
Konuşma Dili
be not in the business of (doing something)
f.
polemiğe girmek olmamak
50
Konuşma Dili
not be in the business of doing something
f.
dedikoduyla
51
Konuşma Dili
not be in the business of doing something
f.
polemiğe girmek olmamak
52
Konuşma Dili
not be in the business of doing something
f.
söylentiyle ilgilenmemek
53
Konuşma Dili
be not in the business of (doing something)
f.
amacı tartışmak
54
Konuşma Dili
be not in the business of (doing something)
f.
söylentiyle hiç işi olmamak
55
Konuşma Dili
not be in the business of doing something
f.
dedikoduyla
56
Konuşma Dili
be not in the business of (doing something)
f.
söylentiyle uğraşmamak
57
Konuşma Dili
be in no mood for something/for doing something
f.
bir şeye katlanabilir/katlanamayacak olmak
58
Konuşma Dili
be in no mood for something/for doing something
f.
bir şey modunda/bir şey yapacak modda olmamak
59
Konuşma Dili
be in no mood for something/for doing something
f.
bir şey havasında/bir şey yapacak havada olmamak
60
Konuşma Dili
not in the business of doing something
expr.
bu benim işim/görevim değil
61
Konuşma Dili
see somebody in hell before doing something
expr.
ölsem (bunu) yapmam! bunu yapacağıma ölürüm/cehenneme giderim daha iyi!
62
Konuşma Dili
in the midst of doing something
expr.
(bir eylemin) ortasında
63
Konuşma Dili
(there's) no point (in) (doing something)
expr.
(bir şey yapmanın) manası yok
64
Konuşma Dili
(there's) no point (in) (doing something)
expr.
(bir şey yapmanın) ne anlamı/yararı var
65
Konuşma Dili
(there's) no point (in) (doing something)
expr.
(bir şey yapmanın) anlamı yok
66
Konuşma Dili
(there's) no point (in) (doing something)
expr.
(bir şey yapmanın) yararı yok
67
Konuşma Dili
what is the harm in (doing something)?
expr.
(bir şey yapmaktan) ne çıkar?
68
Konuşma Dili
what is the harm in (doing something)?
expr.
(bir şey yapmaktan) zarar gelmez
Deyim
69
Deyim
go a long way in doing something
f.
bir şeyin yapılmasına katkıda bulunmak
70
Deyim
be instrumental in doing something
f.
önemli bir katkıda bulunmak
71
Deyim
be instrumental in doing something
f.
önemli bir rol oynamak
72
Deyim
make rapid strides (in something/in doing something)
f.
(bir şeyde/bir şeyi yapmada) çabuk gelişme göstermek
73
Deyim
make rapid strides (in something/in doing something)
f.
(bir şeyde/bir şeyi yapmada) hızlı gelişim göstermek
74
Deyim
make rapid strides (in something/in doing something)
f.
(bir şeyde/bir şeyi yapmada) hızlı ilerleme kaydetmek
75
Deyim
make rapid strides (in something/in doing something)
f.
(bir şeyde/bir şeyi yapmada) hızlı aşama kaydetmek
76
Deyim
make rapid strides (in something/in doing something)
f.
(bir şeyde/bir şeyi yapmada) hızlı başarı kaydetmek
77
Deyim
see (one) in hell before (doing something)
f.
dünyada yapmam
78
Deyim
see (one) in hell before (doing something)
f.
alsa yapmam
79
Deyim
see (one) in hell before (doing something)
f.
imkanı yok yapmam
80
Deyim
see the point in (doing) (something)
f.
(bir şeyi yapmanın) nedenini anlamak
81
Deyim
see (one) in hell before (doing something)
f.
yapmam imkansız
82
Deyim
see the point in (doing) (something)
f.
(bir şeyi yapmanın) önemini anlamak
83
Deyim
see the point in (doing) (something)
f.
(bir şeyi yapmanın) altında yatan nedeni anlamak
84
Deyim
see the point in (doing) (something)
f.
(bir şeyi yapmanın) değerini anlamak
85
Deyim
not have a chance in hell (of doing something)
f.
(bir şeyi yapması) mümkün olmamak
86
Deyim
not have a chance in hell (of doing something)
f.
(bir şeyi yapmakta) hiç şansı olmamak
87
Deyim
not have a chance in hell (of doing something)
f.
(bir şeyi yapmaktan) hiç umudu olmamak
88
Deyim
be in with a shout (of something/of doing something)
f.
(bir şeyi/bir şeyi yapmayı) büyük ihtimalle/olasılıkla başaracak olmak
89
Deyim
be in with a shout (of something/of doing something)
f.
(bir şeyi) kazanma/yapma şansı çok yüksek olmak
90
Deyim
be in with a shout (of something/of doing something)
f.
(bir şeyi/bir şeyi yapmayı) başarma şansı çok yüksek olmak
91
Deyim
be in with a shout (of something/of doing something)
f.
(bir şeyi/bir şeyi yapmayı) başarması muhtemel/olası olmak
92
Deyim
be in the middle of something/of doing something
f.
bir şeyle/bir şey yapmakla uğraşmak
93
Deyim
be in favour of something/of doing something
f.
bir şeyin/bir şey yapmanın destekçisi olmak
94
Deyim
be (all) in favour of something/of doing something
f.
bir şeyi/bir şeyi yapmayı desteklemek
95
Deyim
be in the middle of something/of doing something
f.
bir şeyin/bir şeyi yapmanın tam ortasında olmak
96
Deyim
be in two minds about something/about doing something [uk]
f.
bir şeyle/bir şeyi yapmakla ilgili gel git yaşamak
97
Deyim
be in two minds about something/about doing something [uk]
f.
bir şeyle/bir şeyi yapmakla ilgili kesin karar verememek
98
Deyim
be in the mood for something/for doing something
f.
bir şey/bir şey yapma havasında olmak
99
Deyim
be in the mood for something/for doing something
f.
canı bir şey/bir şey yapmayı çekmek
100
Deyim
be in two minds about something/about doing something [uk]
f.
bir şeyle/bir şeyi yapmakla ilgili ikilemde olmak
101
Deyim
be in favour of something/of doing something
f.
bir şeyi/bir şeyi yapmayı desteklemek
102
Deyim
be in two minds about something/about doing something [uk]
f.
bir şey/bir şeyi yapmak hakkında bocalamak
103
Deyim
be in the mood for something/for doing something
f.
canı bir şey/bir şey yapmak istemek
104
Deyim
be in the middle of something/of doing something
f.
bir şeyle/bir şey yapmakla meşgul olmak
105
Deyim
be in two minds about something/about doing something [uk]
f.
bir şeyle/bir şeyi yapmakla ilgili kararsızlık yaşamak
106
Deyim
be (all) in favour of something/of doing something
f.
bir şeyin/bir şey yapmanın destekçisi olmak
107
Deyim
be in two minds about something/about doing something [uk]
f.
bir şeyle/bir şeyi yapmakla ilgili kararsız kalmak
108
Deyim
be (all) in favour of something/of doing something
f.
bir şeyden/bir şeyi yapmaktan yana olmak
109
Deyim
be in favour of something/of doing something
f.
bir şeyden/bir şeyi yapmaktan yana olmak
110
Deyim
be in two minds about something/about doing something [uk]
f.
bir şeyle/bir şeyi yapmakla ilgili muallakta kalmak
111
Deyim
be not in the business of (doing something)
f.
genellikle (bir şey yapan) biri olmamak
112
Deyim
be not in the business of (doing something)
f.
genellikle (bir şey yapma) işine girmemek
113
Deyim
be not in the business of (doing something)
f.
pek (bir şey yapan) biri olmamak
114
Deyim
be not in the business of (doing something)
f.
genelde/normalde (bir şey yapmamak)
115
Deyim
be not in the business of (doing something)
f.
normalde (bir şey yapan) biri olmamak
116
Deyim
catch (one) in the act of (doing something)
f.
(birini bir şey yaparken) yakalamak
117
Deyim
catch someone in the act (of doing something)
f.
birini (bir şey yaparken) iş üstünde yakalamak/basmak
118
Deyim
catch someone in the act (of doing something)
f.
birini (bir şey yaparken) basmak
119
Deyim
catch somebody in the act (of doing something)
f.
birini (bir şey yaparken) suçüstü yakalamak/basmak
120
Deyim
catch (one) in the act of (doing something)
f.
(birini bir şey yaparken) suçüstü yakalamak/basmak
121
Deyim
catch someone in the act (of doing something)
f.
birini (bir şey yaparken) yakalamak
122
Deyim
catch somebody in the act (of doing something)
f.
birini (bir şey yaparken) iş üstünde yakalamak/basmak
123
Deyim
catch (one) in the act of (doing something)
f.
(birini bir şey yaparken) iş üstünde yakalamak/basmak
124
Deyim
catch somebody in the act (of doing something)
f.
birini (bir şey yaparken) basmak
125
Deyim
catch (one) in the act of (doing something)
f.
(birini bir şey yaparken) basmak
126
Deyim
catch somebody in the act (of doing something)
f.
birini (bir şey yaparken) yakalamak
127
Deyim
catch someone in the act (of doing something)
f.
birini (bir şey yaparken) suçüstü yakalamak/basmak
128
Deyim
have/take a hand in something/in doing something
f.
bir şeyde/bir şey yapmada payı olmak
129
Deyim
have/take a hand in something/in doing something
f.
bir şeyde/bir şey yapmada parmağı olmak
130
Deyim
have/take a hand in something/in doing something
f.
bir şeyin/bir şey yapmanın içinde olmak
131
Deyim
instrumental in (doing) (something)
f.
(bir şey yapmada) önemli katkısı olan
132
Deyim
instrumental in (doing) (something)
f.
(bir şey yapmada) özellikle etkili
133
Deyim
instrumental in (doing) (something)
f.
(bir şey yapmada) önemli rol oynayan
134
Deyim
not have a hope in hell (of doing something)
f.
(bir şey yapma) şansı hiç olmamak
135
Deyim
not have a hope in hell (of doing something)
f.
(bir şey yapma) umudu hiç olmamak
136
Deyim
spare no expense/pains/trouble (in doing something)
f.
(bir şey yapmak için) gereken parayı/zamanı/emeği harcamak
137
Deyim
spare no expense/pains/trouble (in doing something)
f.
(bir şey yapmak için) paraya/zamana kıymak
138
Deyim
spare no expense/pains/trouble (in doing something)
f.
(bir şey yapmak için) gereken parayı/zamanı/emeği harcamaktan kaçınmamak
139
Deyim
spare no expense/pains/trouble (in doing something)
f.
(bir şeyi yapmak için) hiçbir masraftan/harcamadan kaçınmamak
140
Deyim
instrumental in doing
s.
yapmada önemli rol oynayan
141
Deyim
instrumental in doing
s.
yapmada önemli katkısı olan
142
Deyim
instrumental in doing
s.
yapmada özellikle etkili
143
Deyim
in the thick of doing something
expr.
bir işin en civcivli anında
144
Deyim
in the thick of doing something
expr.
ortasında
145
Deyim
lose no time in doing something
expr.
hemen/hiç vakit kaybetmeden (bir işe girişmek)
146
Deyim
waste no time in doing something
expr.
hemen/hiç vakit kaybetmeden (bir işe girişmek)
147
Deyim
(one) won't be (doing something) again in a hurry
expr.
bir daha hayatta gitmem/yapmam anlamına gelen bir deyim
148
Deyim
(one) won't be (doing something) again in a hurry
expr.
(biri bir şeyi) bir daha ölse yapmaz
149
Deyim
(one) won't be (doing something) again in a hurry
expr.
(biri bir şeyi) bir daha asla yapmaz
150
Deyim
there's no harm in doing something
expr.
bir şey yapmanın bir zararı yok
×
Pronunciation in context (
out of
)
Pronunciation of doing in
×
Terim Seçenekleri
Çeviri Öner / Düzelt
Fransızca İngilizce Sözlük
İspanyolca İngilizce Sözlük
Almanca İngilizce Sözlük
İngilizce Eş Anlamlılar Sözlük
Google Images
Merriam Webster
Dictionary.com
The Free Dictionary
Abbreviations
Wikipedia in English
Wikipedia in Turkish
Urban Dictionary
German, LEO
Chinese, Dict.Cn
Spanish, SpanishDict
Russian, Multitran.ru
Medical, MedicineNet
İşaret Dili, Signing Savvy